BALKANLARIN KALBİNDEKİ SAHNE'NİN
GALASI CRR'DE YAPILDI
64 yılı geride bırakan Makedonya Türk Tiyatrosu, Balkanların Kalbindeki Sahne isimli filme konu oldu. Yönetmenliğini İsmet Arasan'ın üstlendiği filmin galası 13 Nisan Pazar günü, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı.
Türkiye dışında, sahnede Türk dilini yaşatan en uzun ömürlü kültür ocağı olan 64 yıllık Makedonya Türk Tiyatrosu, ‘Balkanların Kalbindeki Sahne’ isimli filme konu oldu. Yönetmenliğini Halit Refiğ, Okan Uysaler ve Suha Arın gibi Türk Sineması'nın değerli isimleriyle çalışan İsmet Arasan'ın, yapımcılığını Rumeli Grup Başkanı Atilla Baykal'ın üstlendiği belgesel sinemanın galası 13 Nisan Pazar günü, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı.
Çok kültürlü Balkan coğrafyasında, Makedonya’nın başkenti ve Balkanların kalbi Üsküp’te çekilen filmde, İlhami Emin, Müşerref Lozana, Selahattin Bilal, Branko Stavrev, Yücel Erten, Mustafa Yaşar, Sema Ali Erol, Güner İsmail, Risto Stefanovski, Firdaus Nebi, Filiz Ahmet, Atilla Klinçe ve Elyasa Kaso gibi isimlerle yapılmış röportajlar ve döneme ait önemli bir arşiv çalışması yer alıyor. Film, MK Türk Tiyatrosu’nu konu alan ilk belgesel film olma özelliğini de taşıyor.
Yoktan var olmuş bir sahne!
Balkanların en eski tiyatro binası 1906 yılında, Osmanlı İmparatorluğu'nun valisi Mahmut Şevket Paşa tarafından Vardar Nehri kıyısına inşa edildi. Azınlıklar Tiyatrosu olarak bilinen, daha sonra Halklar Tiyatrosu adını alan, bugünkü adıyla Milli Kurum Türk Tiyatrosu ise, 1950 yılında Yugoslavya'da, tiyatro eğitimi görmüş Abduş Hüseyin adında bir Türk tarafından kuruldu. Bugüne kadar 300'e yakın oyunun sahnelendiği bu tiyatroda yetişen oyuncular sadece Makedonya’nın köy ve kasabalarında değil, aynı zamanda Avrupa’dan Afrika’ya kadar birçok uluslararası sahnede de boy gösterdiler. Abduş Hüseyin’le yazılmaya başlanan bu tarih, Şeraffettin Nebi’ler, Lütfü Seyfullah’lar, Ramadan Mahmut’lar, Hacer Yücel’lerle ve daha nice büyük ustalarla bugüne geldi.
Baskılara, yoksulluğa, göçe ve depreme rağmen ayakta kalmayı başaran Üsküp Türk Tiyatrosu'nda oyunlar bütün Balkan dillerinde sahneliyor. Diğer dillere ise sahne üstünden simultane çeviri yapılıyor. Türkiye'ye defalarca gelen bu özel tiyatronun repertuarı ise tiyatro dünyasının klasiklerinden, Türk tiyatro yazarlarının ve yerli yazarların eserlerinden oluşuyor. 1950 yılından bu yana sinema dünyasına birçok ünlü oyuncu, yazar ve eleştirmen kazandıran bu özel tiyatro, 2006 yılında özerk bir yapıya kavuştu ve verdiği hizmetlerden dolayı Makedonya Cumhurbaşkanlığı tarafından ödüle layık görüldü.
FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: İsmet Arasan
Yapımcı: Atilla Baykal
Yardımcı Yönetmen: Necla Maraşlı
Danışman: H. Yıldırım Ağaoğlu
Görüntü Yönetmeni: Koray Kesik
Müzik: Erdal Güney
Kurgu: Mert Şatıroğlu
Makedonca Metin Çevirmeni: Asude Koçan
Makedonca Altyazı Çevirmeni: Melahat Ali
İngilizce Çevirmen: Harun Özgür Turgan
İkinci Kamera: Goran Cvetkovic
Yapımevi:Tek Rumeli TV
Süre:60’
Yapım Yılı:2013
İSMET ARASAN KİMDİR?
BAĞIMSIZ SİNEMACI, YAZAR
1959 yılında İstanbul’da doğan Arasan, 1985 yılında MSÜ Sinema Televizyon Enstitüsü’nü bitirdi. Bir süre Halit Refiğ, Okan Uysaler ve Suha Arın’ın yanında yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Film yönetmeni ve senarist olarak, belgesel film alanında yoğunlaşan çalışmaları ile tanındı. 2010 Yılında, ‘Zelenika’ adlı bir şiir kitabını yayınlayan Arasan, 1988'de, T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Başarı Ödülü’ne; 1994'te Türkiye Toplumsal Araştırmalar ve Tarih Vakfı Kısa Film Yarışması'nda Birincilik Ödülü’ne, 2001'de Safranbolu II. Altınsafran Belgesel Film Festivali'nde, proje dalında Birincilik Ödülü’ne, 2008'de Antalya Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda ‘En İyi Belgesel’ dalında, Altın Portakal Ödülü'ne ve Troya Folklor Araştırmaları Derneği'nin Sinema Onur Ödülü'ne layık görüldü. Arasan'ın ayrıca Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu kararı ile kendisine verilmiş üç onur belgesi de bulunuyor.
FİLM DİZİNİNDEN SEÇMELER
BALKANLARIN KALBİNDEKİ SAHNE, Yönetmen, 60’, 2013
PERDELER, Yönetmen,60’,2012
ADAKALE SÖZLERİM ÇOKTUR, Yönetmen-metin yazarı, 52’, 2008
HAYAL SAHAF, Yönetmen-metin yazarı, 25’, 2003
OKUNMAMIŞ KİTABIN ÇÖZÜLMEMİŞ DİLİYLE, Yönetmen, 14’, 2003
ANADOLU’NUN KİLİDİ AFYON, Yönetmen ve metin yazarı, 30’, 1998
BEREKETİN TOPRAĞI ADANA, Yönetmen ve metin yazarı, 30’, 1998
YÜZ YÜZE, Portreler belgesel dizisi (Hulusi Kentmen, İlhan Arakon, Türkan Saylan, Cahit Tanyol ve Sencer Divitçioğlu), Yönetmen ve metin yazarı, 30’ar dakika, 1993-94
SON SESLER, Yönetmen ve ortak metin yazarı, 26’; 1987
FİLM HAKKINDA NE DEDİLER?
İlhami EMİN / Şair, Yazar: “Sayın İsmet Arasan. Üsküp Türk Tiyatrosu belgeselinizi tebrik ederim. Yegâne, kalıcı bir eser. Politik, ideolojik açıdan sanata eller karışmadıkça, gerçek sanat yaşar. Saygılar.”
-----------------------------------------------------------------------------------
Yücel ERTEN / Oyun Yazarı, Tiyatro Yönetmeni: “Üsküp Türk Tiyatrosu'nun tarihine ve bilgisine ulaşmamızı sağlayan, aynı zamanda Balkanlardaki bu çok önemli sanat-kültür odağını ışığa çıkaran belgeselinizi, heyecanla izledim. Yalın, tutarlı ve duyarlı bir çalışma. Bu hizmetin için biz tiyatrocular ne kadar teşekkür etsek azdır. Emekle, titizlikle, en önemlisi sevgiyle oluşturulmuş "Balkanların Kalbindeki Sahne!.."
------------------------------------------------------------------------------------
Yüksel AYDIN / Ressam, Filozof: “Toplumlarda sanatçının en büyük rollerinden bir tanesi, hafıza kayıtlarını objektif bir şekilde belgelemektir. Çağımızda tüm belleklerin silinmesi için gayret sarf ediliyor. Üsküp Türk tiyatrosu yaşanan onca şeye rağmen, balkanların kalbinde sanatın bayrağını dalgalandırmaya devam ediyor. Konuya ustaca yaklaşımın, dilin ve kalbindeki birleştirme ruhu ile ayrı bir lezzet katmışsın. Geleceğe kalacak olan bu onurlu çalışma, toplumun gelecek kayıtlarında her zaman minnetle hatırlanacaktır. Ellerine ve yüreğine sağlık. “
--------------------------------------------------------------------------------------
H.Yıldırım AĞANOĞLU / Araştırmacı, Yazar: “Bu milletin genetik kodlarında hala Rumeli var, silemezler. Bu düşüncelerle yola çıkan üç süvari, gönül dünyalarında beslendikleri Vardar nehrinde atlarını suladılar. Hepsinin anne ve babaları Balkanlar'dan gelmişlerdi. Yapımcımız Atilla Baykal, annesi Üsküplü bir tarihçi, araştırmacı olan filmin danışmanı ben ve yönetmen İsmet Arasan. Yapımcımız ile birlikte, bu gönül kapıları açık yönetmenimizi Üsküp'e uçurduk. O da gitti hikâyesini buldu, dantel gibi işledi. Üsküp'ten havalanan kuşu, gönüllerimize kondurdu. Acaba belgeseldeki Üsküp semalarında uçan kuş metaforu bunu mu anlatıyor? “
---------------------------------------------------------------------------------------
Ülkü AYVAZ / Yazar, Tiyatro Yönetmeni: “Belgesel’in sadece ‘belge’ anlamı taşımadığını biliyorum. Bir somutun sinema/ belgesel olarak yaratımı, ‘kendine ait-özel’ bir yaratmadır. Bu noktada Alman şair, yazar Gunter Eıch’ın şu satırları anlamlı ve düşündürücüdür: “Kelime sadece bir gerçeğin, fotoğraf halinde düşünülebilecek tasvirine araç olarak kullanılmaz, kendi açık gerçeğini, kendi imge dünyasını da arar.
Bu dünya kelime ( görüntü/An) ile birlikte yaratılır; onun ikiz hüviyeti dolayısıyla vardır ve şu anlama gelir.” (Görüntü / An, Çev.B.Necatigil). İsmet Arasan, bu açıdan “Balkanların Kalbindeki Sahne” filminde kurgu ve planları inceliklerle örerek, şiir sanatı ile sinema sanatını bütünlemiş bulunuyor. Makedonya Milli Kurum Türk Tiyatrosu’nda üç oyunu sahnelenmiş bir yazar olarak, bu eser, bana, yaşama sevinci ve çalışma cesareti bağışlamıştır.”
----------------------------------------------------------------------------
Sema ALİ EROL / Yazar, Yönetmen: “Heyecanla izledim. Önce duygulandım. Sonra ‘Keşke’, dedim. ‘Keşke böyle bir belgeseli ben çekseymişim.’ Kızdım kendime. Ve en önemlisi takdir ettim… Çok takdir ettim akıl edeni, güzel belgeselin saygıdeğer yönetmenini… Değerli bir konuya parmak basmıştı. Balkanların kalbinde yaşayan sahne, sahnemiz Balkanların sesidir, soluğudur, acısı ve gerçeğidir çünkü… Yoktan var olmuştur bu sahne. (…) Sadece “sahne” mi? Hayır. Bu sahne ayrıca “Türkçedir”, bu sahne “Var olmaktır”, “Sesimizi duyurabilmektir” ve her şeyden önce bu sahne “gerçek bir tiyatrodur”. Türkiye dışında yaşayan, yaşatılan; gerçek sanatsal ve toplumsal değerlerle bezenmiş bir tiyatrodur, bir tarihtir. (…)Abduş Hüseyin’le yazılmaya başlamış olan bu tarih, Şeraffettin Nebi’ler, Lütfü Seyfullah’lar, Ramadan Mahmut’lar, Hacer Yücel’lerle ve daha nice büyük ustalarla bugüne gelmiştir!
Bir tarih, bir sevda, bir tiyatro, ne bir sayfalık yazıya sığar, ne de bir belgesele… Ama bir belgesel olunca ve bir gün izleyince insan Balkanların Kalbindeki Sahne’yi ya benim gibi “bu sahnenin belki bir anında, bir köşesinde var olduğu için” duygulanır, hüzünlenir, mutlu olur ya da şu soruyu sorar kendine: Bir azınlık tiyatrosu yıllarca nasıl var olur, nasıl yaşar, nasıl büyür böyle?… İşte ben gene buna “aşk” diyorum... Tebrikler, teşekkürler İsmet Bey…”
----------------------------------------------------------------------------
Erdal GÜNEY / Bestekâr, Öğretim Görevlisi: “Bir belgeselin gerçek ile kurduğu ilişkide, kurmacaya oranla ‘duygu hakkı’nı seyredene teslim etmesi, görüntünün bir bileşeni olarak gerçekliği kırdığı iddia edilen müzik için bir hayli zor olmalı. ‘Balkanların Kalbindeki Sahne’de yönetmen İsmet Arasan ile birlikte bir sınırda gezindik... Gerçek ile kurmaca arasındaki ‘duygu hakkı’nı seyredene bırakma zorluğunun olduğu sınırda...”
----------------------------------------------------------------------------
Firdaus NEBİ / Aktör: Kardeşimiz, İsmet Arasan, tiyatro binasının ilk hizmete başlamasından başlayarak tiyatroyu takip Üsküp’te, Balkanlarda, Avrupa’da, daha doğrusu Türkiye dışında, Türk dilinde hizmet eden, biricik profesyonel tiyatronun tarihini, bize takdim ediyor. Bunu şimdiye dek kimse yapmadı. İsmet kardeşim! Tiyatromuzun kurucularından biri olarak babam adına, tiyatroda hizmetleri geçen adına, tiyatromuzda çalışanlar adına, tüm tiyatro severler adına sana ve kendi adıma, bu senin yaptığın eser için canı yürekten teşekkür ediyorum. Elimizde, çalışman ebediyen bir belge olarak kalacak. “
----------------------------------------------------------------------------
Vecdi ÇIRACIOĞLU / Yazar: “Sevgili İsmet Arasan, eline, gözüne, aklına sağlık. Çok güzel olmuş. Çekimler ve geçmişe ait sepya renkli, siyah-beyaz görsel malzeme çok iyi. Tek kelimeyle şunu diyebilirim: Sen bir tiyatro oyunu yazmış ve yönetmişsin. Yani tiyatro içinde tiyatro olmuş. Çok başarılı. ‘Nereden de aklına geliyor bu konular’, desem, herhalde sen de, ‘sana nereden geliyorsa bana da oradan,’ dersin. Sevgide, sinemada ve edebiyatla kal !..”
----------------------------------------------------------------------------
Güner İSMAİL / Yazar, Kanaat Önderi: “Güzel bir eser olmuş. Bazı bilgileri, Osmanlı Dönemi'nde yaşanan tiyatro ile prozelerini ilk defa öğrenmiş oldum. Tabii, konunun "içinde" olmak bazen avantaj, bazen de aşırı duygulanmak' da demek olabilir. Ben, tiyatromuzun hemen hemen, elli kusur yıllık hikâyesini bilirim. Hatırlıyorum, Manastır’a turnuvaya geliyorlardı, o günleri görebildim. Elinize sağlık, kutluyorum. “
----------------------------------------------------------------------------
Halime YILDIZ / Şair, Yazar: “Balkanların Kalbindeki Sahne’ belgeseli, bu çalışmanın ipinin bir şairin elinde olduğunu düşündürüyor. İpucunu aldıktan sonra heyecanlanıyorum, uçar bu belgesel diyorum, yükselir, epeyce yaklaşır güneşe. Bu konuya değinen bir belgeseli uzun süredir bekliyor gibiyim. Böyle bir belgesele dokunan elin, işinin ehli olmasını diliyor gibiyim. Güzel bir koku alıyor gibiyim.
‘Elveda Rumeli’ dizisini izledikten sonra, Üsküp Türk Tiyatrosu oyuncuları dikkatimi çekmişti. Tiyatronun tarihi, niteliği ve başarısı üzerine söylenecek sözler, Arasan’ın belgeselinde toprağını bulmuş çiçekler gibi açıyor. Aklım şenlendi. Üsküp Türk Tiyatrosunun belleğine dokundum usulca. Derin bir iç çeker gibi izledim. ‘Âh!.. Âh Pusto Tursko!’ Gölgenizin gülüdür o, hâlâ mis gibi kokar Üsküp’te!.. Sayın Arasan’ı kutluyorum! Ne güzel bir imza atmış Balkanların kalbine!.. İzlenmeli bu belgesel!.. Mutlaka izlenmeli!..”
----------------------------------------------------------------------------
Cemal UZUNOĞLU / Sinemasever: “Manakiler’in kamera kardeşi İsmet, Balkanlar’da nöbeti sürdürüyor. Kah Binkılıç’ta, kah Güney Marmara’da, kah Adakale’de… Şimdi de Üsküp’te! Bunca coğrafi noktayı yeraltından birbirine bağlayan, gözün görmediği ama kameranın gördüğü bir damar mı var, diye sorası geliyor insanın. “
----------------------------------------------------------------------------
Tamer BARAN / Sinema Yazarı, Senarist: “Hayata ve gerçeğe olan müthiş merakı ve adeta tutku denebilecek sevgisi ile Arasan hiçbir filminde bir olguyu işlemekle kalmaz; konusunun atomlarına nüfuz eder ve onu şaşırtıcı bir şefkatle sarıp sarmalar. Bu sayede seyircisini sadece bir bilgiyi paylaşmaya değil, bir sevgiye ortak olmaya davet eder. Bu daveti kabul eden bizler, filmi bitirdiğimizde o tiyatroyu değil, en geniş anlamıyla tiyatro sanatını, sadece Üsküp'te tiyatroya emek vermiş sanatçıları değil, her türden emekçisi, sanatçısı ve seyircisiyle tiyatronun kendisini daha fazla sever hale geldiğimizi şaşırarak fark ederiz. Bu sevgi paylaşımı sayesinde seyircisini en samimi yollarla bilinçlendirdiği içindir ki, bir İsmet Arasan filmi izlemek, insanın “hareketli görüntüye” ve onun gibi yaratıcılara duyduğu saygıyı da artırır. Çünkü sadece has sinemacılarda görülen bir özelliğe sahiptir o: Seyircisine ruhsal bir deneyim de yaşatır...”
----------------------------------------------------------------------------
Recep MEMİŞ / Şair: “Halklar Tiyatrosu; 20. asrı kan çanağına döndüren Nasyonalist azgınlığın en fütursuz hamlesine, Hitler faşizmine; kenetlenmiş Halklardan örülü bir duvarla karşılık veren Tito Yugoslavya’sını betimleyen en güzel fotoğraftır aslında... Aynı faşizan saldırganlığın yarım asır sonrasını yeniden kana bulayarak parçaladığı Yugoslavya'nın ayrık bir köşesinde, Makedonya'da, böylesi bir destanın hala yaşayabiliyor olmasına ne denebilir peki?.. Ağlamak şöyle dursun, unygarlığın bir yaramaz çocuğu, başparmağını burnuna dayamış ta sanki kanlı tarih yazıcılarına nanik çekiyor. Bahse konu bu yaramaz çocuğun, öbür adıdır işte “MK Türk Tiyatrosu”.. Şair Yordan Plevneş'in belirttiği 60. doğum günü partisi de ona aittir. Tarih subjektiftir her zaman... Her masal ve her destan anlatıcı tarafına yamulur. “Arif olanın dini yoktur” diyen bir sufi geleneğinde pişmiş ender bir aş bile mesela, gün olur sofralara “softa” diye sunulur... Bir masal düşünün ya da bir destan; bizzat yaşayan kahramanları tarafından anlatılan. Yaratılan ne varsa yaratıcı sesinden kaydı tutulan. Tam da bunu yapmış Sinemacı dostumuz İsmet Arasan. Üsküp'te “Halklar Tiyatrosu”nu, MK Türk Tiyatrosu”nu vareden o koca koca ömürleri taşımış onlarca bellek, sel olmuş akmış film şeritlerinden. Buna belgesel demek olmaz sanırım. “Belleksel” demek lazım. Mutlaka, ama mutlaka izlemek lazım. Hatta izlemek yetmez, bellemek lazım...”
-------------------------------------------------------------------------------------
İsmet YAZICI / Film Yönetmeni, Yazar: “Son Sesler”de tükenmekte olan bir dilin, Ubıhça’nın, son bilenini,Tevfik Esenç’ i kaydetti, hatırlattı bize İsmet Arasan; “Adakale Sözlerim Çoktur” da, Tuna Suları’na gömülen bir Türk yurdunu, Adakale’yi hatırlattı; Tuna’nın ortasında varolmuş o masal diyârını. “Balkanlar’ın Kalbindeki Sahne” ile de başlamış ve bitmemiş bir hikâyenin izini sürüyor. Arasan; Balkanlar’a can veren Üsküp Tiyatrosu’nu, o tiyatroyla, yaşama insanın mührünü vurmuşları anıyor. Üsküp Tiyatrosu ‘Balkanlar’ın yüreği’. O tiyatroya can verenler, Türk kültürünü, Türkçeyi yaşatmak için, ateşin ortasında en güçlü silahla direndiler: Sanatla… İnsan kalacaksa, anıları ve hatırlamalarıyla kalacak. Sanatın birleştirici ve hatırlatıcı gücüyle, Üsküp’den yükselen o sesleri, tüm yaşanmışların hatırasıyla, tüm yaşanacakların umuduyla bize taşıyor İsmet Arasan. Görsel zenginliğinin yanı sıra, yazarlığının ilhamıyla da söylenmişler üzerinden metnini yazıyor. İnsan kalabilmenin sorumluluğuyla ‘akdin’ hakkını veriyor.”
-----------------------------------------------------------------------------------------
Hasan ÖZGEN / Sinemacı, Yazar: Yönetmen-yazar İsmet Arasan, Dokunulmayana dokunan, arkada kalanı tarihin öznesi haline getiren bir sinema dervişi. Bilgi derleyişi, araştırma sabrı ve sinemasal anlatım yeteneği ile bir geleneğin de önemli ve özgün temsilcisi… Bu kez karşımıza “Balkanların Kalbindeki Sahne “ belgeselini getiriyor. Makedonya’daki Türk toplumunun dil ve sanat üzerinden kimlik ve varlık direnişinin öyküsüne yaslanarak… Belgesel bu özel öyküyle kendini sınırlamadan çok katmanlı bir anlatıma uzanıyor. “Balkanların Kalbindeki Sahne” belgeseli bize 2.Dünya Savaşından, Alman işgalinden, direnişten, halkların dostluğundan ve Federatif Yugoslavya’dan da izler, bilgiler, belgeler taşıyor. İnsan- mekan-zaman ilişkisi İsmet Arasan sinemasında, sonuçta hayat denen esrarlı ve güzel şeyle buluşuyor. Bizim oluyor. Son söz; İsmet Arasan gibi titiz ve sabırlı sinema dervişlerine yeterli yapım olanakları hazırlayamadığımız için suçluyuz. İçinde yaşadığımız ve dört bir yöne dağılmış zengin birikimden yararlanmadığımız için suçluyuz. Mülkiyet ve iktidar ilişkilerine yaslanan bu çürümüş uygarlığı uysallaştıracak belgesel sinemaya itibar etmediğimiz için suçluyuz. Bilgiyi, emeği ve yaratıcılığı propaganda ve show dünyası ile katlettiğimiz için suçluyuz. Bu kadar suçun ve suçlunun arasında İsmet Arasan daha ne yapsın? O, ne de olsa “karınca içen” bir derviş…”
---------------------------------------------------------------------------------------
Prof. Dr. Selahattin YILDIZ / Maltepe Üniv. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı: “Türk Belgesel Sineması’nın önde gelen yönetmenlerinden İsmet Arasan, ‘Balkanların Kalbindeki Sahne’ adlı eserinde, insanlık tarihi boyunca, bin bir türlü oyunun sergilendiği Balkan coğrafyasının ortası Üsküp kentinde kurulan Türk Azınlık Tiyatrosu özelinde, her türlü ayrıştırmanın yaşanma olasılığının oldukça yüksek olduğu topraklarda, sanatın nasıl birlikte yaşamanın katalizörü olabileceğini; belgeler, kaynak kişiler ve gerçek görüntülerle yalın ve sade bir şekilde gözler önüne seriyor. Türk Tiyatro tarihinin bilinmeyenlerine açılan bir pencere olma özelliği ile belgesel, saklı kalan tarihimizde büyük acılar yaşayan halkımızın belleğine bir ışık olma özelliğinin yanında, unutulup giden eşsiz kültür mirasımızı da gün yüzüne çıkarmakta. İzleyenin ruhunun derinliklerine işleyen büyük emek verilmiş bir çalışma.”
-----------------------------------------------------------------------------------------
Ayşegül ASAR ZEYHAN / Öğretim Görevlisi: “Yalnızca “Balkanların kalbinde” bir sahne değil, dünya sahnesinde kendisine sanat rolü biçilmiş bütün insanların etrafında toplandığı bir sofra bu. Emeğini ‘ekmek’, gözyaşlarını ‘şarap’ yapmış, yüreğine bana bana yiyenlerin, yedikçe daha çok acıkanların, insanı insana anlatmanın hazzını ve erdemini hiçbir şeye değişmeyenlerin sofrası… İsmet Arasan, dünyanın muhteşem izleyicisi.. tiyatronun öyküsünü, en doğal ve insanca olanı yakalayıp, hep o izi takip ederek şiirsellik içinde sunmuş bizlere; her zaman olduğu gibi.”





