sinemafilm.netCrawlCrawlCrawlCrawlCrawl

 

ÖLÜMCÜL SULAR (CRAWL)

 

Yönetmen: Alexandre Aja

Senaryo: Michael Rasmussen ve Shawn Rasmussen

Oyuncular: Kaya Scodelario, Barry Pepper, Morfydd Clark, Ross Anderson

Görüntü Yönetmeni: Maxime Alexandre

Kurgu: Elliot Greenberg

Müzik: Max Aruj, Steffen Thum

Yapım Yılı ve Süre: 2019/87 dk.

Dünyanın jandarmalığını üstlenen, karıştığı ve tetiklediği savaşlarda yüzbinlerce insanın yaşamını kaybetmesine neden olmakla suçlanan ve tepkilerle karşılaşan Birleşik Devletler, sanki tüm bunların bedelini ödermiş gibi uzun yıllardır tropik fırtınalarla boğuşuyor. Can kayıplarına ve amansız boyutlarda yıkıma yol açan bu fırtınalar, geçtiğimiz yıllarda büyük acılar yaşatan Katrina kasırgasıyla bir kez daha dünya gündemine oturmuştu. Yönetmenliğini Alexandre Aja'nın üstlendiği Ölümcül Sular, böyle bir tropik fırtınayı fonda kullanarak, parçalanmış bir ailedeki baba ve kız ilişkisini evlerinin bodrum katında yaşanan amansız bir can pazarıyla harmanlayarak beyaz perdeye yansıtıyor.

Florida'nın sakin bölgelerinden Gainsville 5. derece Wendy tropik fırtınasının pençesindedir. Fırtınanın yıkıcı etkisi ve deniz setlerinin çökmesi tehdidi nedeniyle bölge halkı boşaltılmıştır. Olimpik yüzücü Haley (Kaya Scodelario), görevlileri atlatarak haber alamadığı babasını (Barry Pepper) aramaya koyulur. Babasını, evlerinin bodrum katında ağır yaralı bir halde bulur. Fırtına şiddetini sürekli artırmaktadır ve yaralı babası için yardım aramaya çalışırken bir anda babasını neyin yaraladığını dehşetle keşfedecektir. Kısa süre içinde azgın sel sularında mahsur kalırlar. Kaçmak için zaman giderek azalırken, yükselen su seviyesi, Haley ve babası için korkacakları en son şey olacaktır.

Yönetmenliğini Fransız sinemacı Alexandre Aja'nın (Yüksek Tansiyon-2003, Tepenin Gözleri-2006, Pirana 3D-2010) yaptığı 'Ölümcül Sular', adeta detayları incelikle oluşturulmuş bir senaryoya ihtiyaç duyulmaksızın, yaşını almış bekar babasının satmaya kıyamadığı evinin su ve sıçanlarla dolu bodrumunda önceleri dehşete kapılsa da disiplinini yitirmeyen ve yırtıcı devlerle her yöntemi kullanarak mücadele etmeye kararlı yüzücü Haley'in (Kaya Scodelario), sportif meydan okuması haline geliyor. Kuşkusuz tropik fırtınanın yarattığı atmosfer bu öyküye yeterince destek sağlıyor ve amansız devleri bir evin üst katlarına sel sularıyla birlikte adeta bir asansör gibi taşıyor. Kız kardeşine hala tutkun polis memuru ve arkadaşıyla, yağmacıların, onları kurtarmaya çalışmaları hayatlarına mal olsa da, yıllarca timsah yumurtalarına kuluçka olduğu anlaşılan tahliye tünelleri ve adeta planlı saldırılarla baba kızı mucizevi bir kurtuluş çabasıyla karşı karşıya bırakan bu dev canlılar sürükleyiciliği kusursuz ama inandırıcılığı eksik bir öykünün diğer kahramanları haline geliyorlar.

Amerikan temaşa sineması, dinozorlardan köpekbalıklarına her türden canlıyı gerilim filmlerinin odağına yerleştirmekteki ustalığını, bu defa Florida timsahlarını filmin odağına yerleştirerek gösteriyor. Dev cüsselerine karşın Jurassic Park'ın zeki ve yırtıcı Velociraptor'larını andırırcasına planlı ve acımasızca saldıran bu canlıların muhakeme yeteneklerinin hiç de küçük bir beyne yakışır olmadığını görüyoruz. Sinemanın altın kuralı ne denli abartırsan o denli etkili olur anlayışıyla bu acımasız dehşet şovu, tropik fırtınanın yarattığı atmosferin desteğiyle iç karartan bir bodrumda yaşanan can pazarını seyirciyi koltuklarından fırlatan sekanslarla süslerken, yüzme dalında antrönör sporcu ilişkisi yaşamış ve birbirinden kopmuş aile ilişkileri bağlamında, baba ve her zaman güçlü olmaya teşvik ettiği kızını suyla ve dev timsahlarla dolu bir bodrum katında adeta bir yüzme müsabakasında olduğu gibi zamanla yarıştırıyor. Kuşkusuz neredeyse duş almayı bile becerecek yetenekteki bu devlerin kadın kahramanımızla duş kabinindeki köşe kapmacalarının, böyle bir gerilim filmine ne denli katkıda bulunduğunu anlamak güç hale gelse de, bu sahnelerin seyirci üzerindeki etkisini bizzat denediğimi hatırlatmak gerekiyor.

 

 

Yapım notlarından anlaşıldığı kadarıyla Alligatörler, ilk kez 37 milyon yıl önce görülmüş. Yapımcılar bu durumu yeni ve canlı dinozorlar olarak yorumlayarak bunu senaryoya dayanak haline getiriyorlar. Yine bu notlara göre Alligatörün gece görüşü bulunmakta ve bu özellik onlara zifiri karanlıkta avlarının izini sürme yeteneği vermektedir. Dünyada 5 milyon alligatör ve timsahın yaşadığı düşünülmektedir ve bir alligatörün çenesi 1342 kg basınç uygularken, bu değer canlı bir hayvanda bugüne kadar kaydedilmiş en güçlü ısırma gücü olarak kabul edilmektedir.

Alışıldığı üzere Amerikan sinema endüstrisi parmak sallamayı da ihmal etmiyor. Tropik fırtına nedeniyle boşaltılan bölgelerdeki marketleri ve bankamatikleri soymaya çalışan yağmacıların timsahlara yem olması gibi sahnelerin güçlü mesajlar veren bir kamu spotu haline geldiğini belirtmek hiçde abartılı olmayacaktır. Ne de olsa insanoğlu artık ahlaki değerleri umursamıyor ve kapitalizmin vahşi rekabet kuralları tüm dünyayı etkisi altında tutuyor. Özellikle 2005 yılında New Orleans'ı vuran ve Amerika tarihindeki en yıkıcı ve ölümcül kasırgalardan birisi olan 5. dereceden tropik fırtına Katrina kasırgası sonrasında yaşananlar göz önüne alındığında sinema endüstrisinin dolaylı desteği oldukça anlamlı hale gelebilir.

crawl

 

Vahşi yaşamın tehdit altında olduğu, sürekli olarak yaşanan çevre felaketlerinin ileri bir boyut kazandığı bir dünyada bu türdeki filmlerin hayvanları korumak için yapılan çalışmalara katkıda bulunup bulunmadığı ayrı bir mesele haline gelmektedir. Bu türdeki filmlerin özellikle soyları tehlike altında olan canlıların korunmasında önemli bir engel oluşturma potansiyeli, doğa severler ve hayvan hakları savunucuları tarafından dikkatle değerlendirilmelidir. Gayet iyi bilinmektedir ki dünya üzerinde yaşayan en acımasız ve öldürücü canlı insandır. İnsanoğlunun neden olduğu ve ölçüleri her gün katlanarak artan çevre felaketleri göz önüne alındığında bir tür sebep-sonuç ilişkisi kurulabilir ve belki 'Ölümcül Sular' türündeki filmler farklı bir bakış açısıyla bu duruma destek sağlayabilir.

Yazarlar Michael ve Shawn Rasmussen'in gerilim kurgusu, Peter Benchley'in çok satan romanından uyarlanmış ve Steven Spielberg'in sihirli sinematografik yeteneğiyle türünün baş yapıtlarından birisi haline gelmiş, Jaws (Denizin Dişleri) gibi filmlerin atmosferiyle kıyaslandığında vasat kalsa da, günümüzde sinema endüstrisinin ulaştığı imkanlar ve dijital teknolojilerin büyük desteği, Ölümcül Sular (Crawl) filmini, koltuğunuzdan zaman zaman zıplayacağınız ancak bu denli de olurmu denilecek inandırıcı olmayan bazı sahnelerle süslenmiş bir gerilim haline getiriyor. Kuşkusuz bu gerilim kurgusunun ve filmin başından sonuna aslında tek mekan özelliği taşıyan çekimlerle boğucu bodrum katında geçen mücadelenin sıradanlıktan sıyrılmaktaki tek kozu, ailenin sevimli köpeği Şeker ve tropik fırtınanın oluşturduğu fon oluyor.

 

Hikmet Vardar

reset